Theogenik dürtü, herhangi bir dinin içeriğinden önce gelen, içeriksiz bir kapasitedir. Bir bebeğin dünyaya "Hristiyan" ya da "Müslüman" olarak gelmemesi gibi — hiç kimse theogenik dürtüyle belirli bir tanrı fikriyle doğmaz. Doğan şey, anlam arama, nedensellik atfetme ve aşkınlığa yönelme kapasitesidir. Din, bu kapasitenin tarihsel olarak aldığı ilk büyük biçimdir — ama tek biçimi değildir. Aynı dürtü milliyetçilikte, ideolojide, hatta bilimsel dünya görüşünün kendisinde de kanalize olabilir.
Bu kavram, dini "yanlış inanç" olarak değil, evrensel bir bilişsel kapasitenin tarihsel bir tezahürü olarak konumlandırır — ne kutsar ne de küçümser.